Vedat Özdemir yazdı: 15 YILLIK EMEK!

Vedat Özdemir yazdı: 15 YILLIK EMEK!
Sarıyer Manşet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vedat Özdemir yazdı.

Yerel seçim sürecine girmiş durumdayız ve siyasi partilerde özelikle AK Parti ve CHP’de belediye başkan aday adayı bolluğu yaşanıyor.

Elbette seçme ve seçilme hakkı olan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının aday olma hakkı vardır. Bu medeni cesaretlerinden dolayı da hepsini tebrik ediyorum ve kutluyorum. Onlar en demokratik hakkını kullanarak bu göreve talip olduklarını kendi partilerinin genel merkezlerine duyuracaklar. Siyasi partilerin genel merkezleri ise bir karar verecek, birinin elini kaldırıp adaylaştıracak ve yarışa sokacak.

Süreç bu kadar basit görünüyor ama bu kararı verecek olan genel merkezlerin yöneticileri eğer ki partilerini düşünüyorlarsa; hiçbir siyasi hesaplaşmaya girmeden “senin adamın - benim adamım” demeden en doğru kararı vermek zorundadır.

Aday konusunu Sarıyer açısında değerlendirelim. Bir gazeteci olarak yaklaşık 20 yıldır yaşadığım Sarıyer’de siyaset yapanları hemen hepsini iyi tanırım. Siyasi partilerin yapacakları hamleleri ve seçmen yapısını iyi bildiğimi düşünüyorum. Bilgilerim nezdinde Sarıyer’in hiçbir parti için “çantada keklik” olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle Sarıyer’in adayını belirlerken, seçim gecesi “keşke” dememek için siyasi partilerin genel merkezleri, Sarıyer’in siyasi tarihini iyi incelemek zorundadır. “Benim arkadaşım aday olsun” demeden Sarıyer’in demografik yapısına uygun hareket etmelidir. Dışarıdan atanan, partilerine gönül verenlerin kabullenmediği adayların Sarıyer’de seçim alamadıklarını geçen 20 yıllık süreçte CHP de gördü, AK Parti de gördü.

“Aday belirlerken genel merkezler Sarıyer’in siyasi tarihini incelemek zorundadır” derken çok değil, 2009 seçimlerine dönelim. CHP, Sarıyer’de seçimi doğru aday belirlediği için kazandı. Yine 2014’te ve 2019’daki seçimlere doğru adayla giderek Sarıyer’i riske atmadığı için her defasında oy farkını arttırarak kazandı. Açıkçası; CHP, Sarıyer’i ilçenin demografik yapısına uygun olduğu için, çalışmaları ve söylemleri ile Sarıyer halkına güven veren Şükrü Genç ile üst üste kazanıyor.

Sarıyer, rantı yüksek ilçelerin belki de en başında geliyor. Bu yüzden Sarıyer halkı yaşadığı bölgeyi riske atmak istemiyor. Bildiği, tanıdığı, güvendiği insana oy veriyor. Buna örnek olarak; 2009 öncesini düşünelim; belediyenin AK Parti’de olduğu dönemde Sarıyer halkı tabiri caizse adeta diken üstünde yaşıyordu. Herkes rant değeri yüksek gecekondu mahalleleri üzerinde yapılan hesapları ve Sarıyer halkı için oluşturulan göç planını konuşuyordu. Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde ortaya çıkan boğaz manzaralı gökdelen projeleri, Derbent Mahallesi’nde Cemre İnşaat’ın halkı sindirmeye çalışması ve dönemin yönetiminin buna sessiz kalması. İstinye’de ve daha birçok yerde yapılan 18 imar uygulamalarıyla bir gecede müteahhitlerin mahalleye ortak edilmesi sadece birkaç örnektir. Tam da böyle bir ortamda; CHP doğru bir hamle yaptı ve Sarıyer halkının güveneceği, onlarla aynı kaderi paylaşan bir isimle yarışa girdi. Seçimi kaybettirmeye çalışan DSP adayına rağmen CHP’nin adayı parti içi ve parti dışı tüm engellere rağmen seçimleri kazandı. Kısacası Sarıyer’in tek güvencesi Şükrü Genç’ti…

Kazandıktan sonrasıydı önemli olan, halkın bu güvenini boşa çıkartmamaktı. Tüm engellemelere rağmen direnen Sarıyer halkının güvencesi haline geldi. 15 yılda verdiği büyük bir emekle direne direne her kesimden insanın kalbindeki yerini korudu.

CHP’nin adayı Şükrü Genç 2009 seçimlerinde, “Sarıyer’den göç olmayacak” diyordu. Seçimi kazandıktan sonrada gecekondularda yaşayan halkın yanında durdu. Yeri geldi Derbent’te yıkım için gelen iş makinelerinin önünde set oldu. Yeri geldi halkla birlikte biber gazı yedi. Biraz uzun sürse de İBB’nin de CHP’ye geçmesiyle verdiği mücadelenin sonucuna ulaştı. Ekrem İmamoğlu ile birlikte Pınar Mahallesi ve Rumeli Hisarüstü’nde tapuların önünü açtı.

“Nasılsa yıkılacak” diye suyu dahi olmayan, hizmet götürülmeyen “Kars Mahallesi” olarak da bilinen Maden Dereiçi’ne su götürmek için halkla birlikte mücadele verdi. İstanbul’un göbeğinde suyu- kanalizasyonu olmayan bir mahalle düşünün…

“Nasılsa yıkılacak” denilerek toprak kaymalarına karşı istinat duvarları olmayan gecekondu mahallelerini devasa duvarlarla örerek halkın güvencesi oldu. “Burası sizin hakkınız, çocuklarınız güvende yaşamalı” dedi.

“Birilerine peşkeş çekilecek” diye şüphe ile bakılan her boş alanı halkın çocukları için parklar, kreşler, semt evleri, gençlik merkezleri ile doldurdu.

Sel basmasın diye kum torbalarıyla korunan belediye binasından Türkiye’nin en modern belediye hizmet binasıyla Sarıyer’e yeni bir vizyon çizdi.

50 kişinin zor sığdığı nikâh salonundan yine Sarıyer halkını İstanbul’un en modern kültür merkezleri ile tanıştırdı.

AK Parti zamanında “lüks rezidanslar yapılacak” denilen Yeniköy’deki belediyeye ait araziyi, yine engelli bireyi olan aileleri sosyal hayata katmak için EÇADEM projesine ayırdı.

Eğitim alanında sağladığı fırsat eşitliği ile Sarıyer Akademi’yi Türkiye’nin markası haline getirerek, yine yaz spor okullarıyla, sağladığı burslarla her yıl binlerce Sarıyerli çocuğun yanında yer aldı.

Kısacası belediye başkanlığının hakkını verdi ve veriyor. Sarıyer’deki her mahallenin, her sokağın, her evin derdi ile dertlendi ve dertleniyor.

Bu yüzdendir ki; girdiği her seçimde kendi partisinin oylarını arttırarak seçiliyor. Çünkü Sarıyer halkı Şükrü Genç’e inanıyor ve kendisine, yaşadığı eve bir güvence olarak görüyor.

Şimdi tüm bu gerçekler göz önündeyken CHP Sarıyer’de yeni bir maceraya girip seçimi riske atar mı?

CHP genel merkezi Sarıyer’de belediye başkan adaylarını belirlerken, tüm şartları en ince detayına kadar değerlendirmek zorundadır

Geçmişe iyi bakmalı ve Sarıyer’deki geleceğine öyle karar vermelidir. Başka hesaplar içine girerek Sarıyer’deki 15 yıllık emeği heba etmemelidir.

Bu haber toplam 14616 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
7 Yorum