Fırıldağı ters dönderdiler!

Vedat Özdemir yazdı..
Seçim zamanı gelip çatmıştı. Kasabada her sokak başında kimler mebus olacak tartışmaları devam ederken, aynı zamanda bu memleket meselesini eğlenceye çevirmenin de bir yolu bulunmalıydı. Bizim kafadarlar sahildeki bir kafede çay içerken, yüzlerine deniz havası vuruyor, canları ise bir taraftan rakı çekiyordu. Şöyle güzel bir çilingir sofrasında muhabbetin dibine vurulmalıydı. Ama masrafları karşılayacak biri aranıyordu.
 
Bizim kafadarların sohbeti devam ederken, uzaktan bir cisim yaklaşıyordu. Cisim yaklaştıkça kel, göbekli, fodul, karikatürleri andıran bir hal alıyordu. İyice yaklaştıkça bizim kafadarlar hep bir ağızdan sevinç çığlıkları atarcasına “Fırıldak geliyor” diyerek birbirlerine baktılar. Evet, gelen “Fırıldak” lakabıyla kasabanın tek eğlence kaynağı haline gelen dava takip memurundan başkası değildi. Fırıldağın mebusluk hayallerini en çok onlar biliyordu. Ve bunu fırsata çevirmeliydiler. 
 
Dakikalar çok geçmeden porselen dişleriyle halkı selamlamaya çalışan fırıldak masada yerini almıştı. Çaylar içilirken ciddiyetten taviz verilmeden memleket meseleleri konuşuluyordu. Memleketi bu içler acısı durumdan kurtaracak birileri mutlaka olmalıydı. Ve duruma tıpkı askerlik meselesi gibi yaklaşılıyordu. Kafadarlar konuştukça bizim fırıldağın kafasında şimşekler çakıyor ve askerlik günleri aklına geliyordu. 
 
Laf dönüp dolaşıp, partideki mebus adaylarının belirleneceği seçim atmosferine geldi. Mesele çok önemliydi ve bunu konuşacak en güzel yer ise limanın hemen önündeki meyhanenin ikinci katının balkonuydu. Hep birlikte fırıldağı alıp balkona güzel bir çilingir sofrası kurdular. Rakılar içildikçe bizim fırıldağa, “Bu kasabaya senin gibi bir mebus gerek” cümleleri ortaya atılmaya başlıyordu. Kafadarlar, “Biraz da sen gaz ver” diyerek masanın altından birbirlerini dürtüyorlardı. Verilen gaz ayarını bulmuştu. Birkaç saat geçmeden fırıldak masanın üstüne çıkıp nutuk atmaya başlamıştı bile... Rakının verdiği rahatlıkla kendisini adeta seçim meydanlarında hissediyordu. Zaman gece yarısını bulunca sıra hesabı ödemeye geldi. Masada koskoca mebus adayı dururken kafadarların elini cebine attığı nerede görülmüştü. Eve gidilmeden karar alındı. Ertesi sabah ilk iş bizim fırıldağın adaylık açıklaması olmalıydı. 
Öyle de oldu. Bizim fırıldak kafadarların aldığı karara uyarak ertesi gün ilçedeki gazetelerden birine bir açıklamayla, “Memleketi bu vahim durumdan anca ben kurtarırım” mesajları verdi. Kafadarlar emellerine ulaşmış ve yeni eğlenceleri artık resmiyet kazanmıştı. Fırıldak yemekler düzenliyor, herkes arkadaşlarını davet ediyor gününü gün ediyordu. Yapılan konuşmalarda hep birlikte aynı tempoda alkış tutuluyordu. Fırıldak alkışları duydukça daha da gaza geliyor ve konuşmalarında iki elini birden hareket ettiriyordu.  
 
Derken seçim günü geldi çattı. Geceden oy verilecek listeler yapıldı. Gelen haberlerde fırıldak listelerde yoktu. İşi sağlama alıp telefona sarıldı. “Beni unutmuşsunuz” diyerek hatırlatmada bulundu. Hepsi de ağız birliği yapmışçasına “Aaa aşk olsun seni unutur muyuz? Anahtar liste hikaye, seni dönerli listelere koyduk. Sakın çaktırma hep birlikte seni döndüre döndüre seçeceğiz” diyerek telefonu kapattılar.  
 
Sabahın erken saatlerinde ahali mebus adaylarını belirlemek için kasabadaki tek ilkokulda sandık başına gitti. Fırıldak da bayramlık takım elbiselerini giymiş okulun bahçesinde tur atıyordu. Ahaliyle göz göze gelip, “Bana da bir oy” dercesine gülücükler uçuruyordu.  
Akşam oldu oylama bitmiş ve sayımlar başlamıştı. Ve ilk zarf açıldığında bizim fırıldağın ismi yoktu. Bizim fırıldak, kafadarlardan biriyle göz göze geldi ve “Neden yokum” dercesine başını iki yana salladı. Kafadar “Valla bu benim oyum değil” sonrakilere bak diyerek sonraki oyları işaret etti. Ama nasıl başladıysa öyle gidecekti. Sandıklar açılıyor oylar okunuyor. Ama binlerce zarftan fırıldağın ismi bir türlü çıkmıyordu. Ahaliden kimse fırıldağın yüzüne dahi bakmıyordu. İlk sıraları hayal eden bizim fırıldağın ismi sonuçlar açıklandığında en son sıralarda yer alıyordu. Ağzını bıçak dahi açmıyordu. Dakikalarca öyle bekledi. En sonunda çok içerledi dayanamadı ve ahaliye dönerek, “Hani beni döndüre döndüre seçecektiniz?” diye sordu. Bizim kafadarlar cevap veremedi. Ortalık çok sessizdi. Aldığı oy sayısı ısmarladığı rakı sayısının onda birine denk geliyordu.  
 
Cevap yaşlı bir teyzeden geldi: “Üzülme oğlum seni ters döndürmüşler. Olur, böyle şeyler. Hayatın sonu değil ya mebus olamadın bakarsın ilçe başkanı olursun” diyerek bizim fırıldağın üzüntüsünü paylaştı. Kafadarlar ise yaşlı teyzenin sözlerini dinledikten sonra bıyık altından alaylı ince bir gülümsemeyle evlerinin yolunu tuttu.   
 
İşte böyle geçti bizim fırıldağın seçim macerası :))))

VEDAT ÖZDEMİR
Sarıyer Manşet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
 

İlk yorum yazan siz olun

Gündem Haberleri