1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Sarıyerli Rumların öyküsü
Sarıyerli Rumların öyküsü

Sarıyerli Rumların öyküsü

Yalıları ve gecekonduları bir araya getiren Sarıyer, farklı inanç ve kültürleri de bünyesinde barındırıyor.

A+A-

Gayri Müslimlerin Boğaz Medeniyeti üzerinde ciddi etkisi olmuş. Günümüzde sayıları çok olmasa da azınlıkların gerek mimarisi gerekse yaşam tarzları Sarıyer’e farklı bir kültürel zenginlik katıyor. Sarıyer Manşet Gazetesi olarak Sarıyer’in bu kültürel zenginliği olan azınlıkları mercek altına alıyoruz. İlk olarak Sarıyer’de yaşayan Rumların yaşam tarzlarını, inançlarını ve Sarıyer üzerindeki etkilerini araştırmak için bir Pazar günü Yeniköy’deki Panaiya Rum Kilisesi’nde ayin yapanlarla bir araya geldik.

Yazdan kalma bir Pazar sabahı Sarıyer’de yaşayan Rumlar ayinlerini gerçekleştirmek için Kilisede bir araya gelmiş. Paskalya döneminde oldukları için, buna aynı zamanda Paskalya ayini de denebilir. Ayinden sonra kilisenin bahçesinde bulunan çardağın altında demli çaylar eşliğinde Rumca sohbet başlıyor. Konuştuklarını anlamasak da aralarındaki o sıcak diyalogları tahmin edebiliyoruz. Ayine katılanların yaş ortalaması bir hayli yüksek. Rumlar Sarıyer’de çok değil aslında sorduğumuzda “Toplasan 100 kişi ya var, ya yok” diyorlar. Çoğu Sarıyer’de doğup büyümüş. Tek amaçları ise; değerlerini geleceğe taşıyabilmek. Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Meclisi Üyeliğinde Cemaat Vakıflarının Temsilcisi olan Laki Vingas, bu noktada büyük bir çaba harcıyor. Aynı zamanda Yeniköy Panaiya Rum Kilisesi ve Mektebi Vakfı’nın da Yönetim Kurulu Başkanı olan Laki Vingas’la yaptığımız söyleşide Sarıyer’deki Rumları tanımaya çalışıyoruz.

Yeniköy Panaiya Rum Kilisesi ve Mektebi Vakfı 1837’de inşa edilmiş. Panaiya Meryem Ana demek. Ancak dünyada bu isimden binlerce kilise olduğundan bu kelimeye bir sıfat ekleniyor. Bu kiliseye ise “Kumaryotisalı Panaiya  Kilisesi” denilmiş. Kumaryotisa: koca yemiş demek. Çünkü o dönemlerde Yeniköy’ün sırtları yemiş ağaçlarıyla doluymuş.

Sarıyerli Rumların demografik yapısı
Çocukluğundan beri Rum gelenek ve göreneklerinin yaşatılması için aktif  olarak çalışan Laki Vingas Sarıyer’de yaşayan Rumlarla ilgili olarak şunları söyledi; “ İstanbul genelinde 3 bin Rum var. Ancak bunlardan 100 kişisi Sarıyer sınırları içerisinde yaşıyor. 1970’lerde 400’e yakın Rum yaşarmış. Yaklaşık 300 kişilik bir azalma söz konusudur. Sayının az olmasının dışında, demografik yapısı da kötü. Yaş ortalaması bir hayli yüksek. Buna rağmen gelenek ve göreneklerimizi koruma çabası içerisindeyiz. Bu tarihi değere sahip bir kültürdür. Sadece bizim için değil tüm insanlık ve Türkiye için bir zenginliktir.”

Rumların ibadet yerleri
İbadet yerleri incelendiğinde Sarıyer genelinde 8 tane Rum Kilisesi bulunuyor. Özellikle Yeniköy’de bulunan 5 kilisenin 3’ü Rum kilisesidir. Bunların 2’si İstanbul Patrikhanesi’ne bağlıyken 1 tanesi de Küddüs Patrikhanesi’ne bağlıdır. Bunların yansıra yine çok sayıda ayazmalar bulunuyor. Ayazmalar su pınarlarıdır ancak bir dini geleneğe bağlanılmıştır. Ancak buralarda dua eden Müslümanları da görmek mümkün.  Kültürel değerlerin korunması için yerel yönetimlerinde kendilerine destek olması gerektiğine değinen Laki Vingas, “Vakıflarımız çok varlıklı değil. Tabi ki kiliselerimizin onarılması gibi konularda belediyelerin destek vermesi gerekiyor. Bu kültürel değerleri hep birlikte yaşatmamız gerekiyor” dedi.

Paskalya dönemi
Paskalya dönemi Ramazan ayı ile benzerlikler taşıyor, burada ancak oruç değil perhiz söz konusudur. Bu ‘diriliş’ olarak anılıyor. Laki Vingas Paskalya’yı şu şekilde anlatıyor; “İsa Peygamber ilk olarak Yahudi’ydi daha sonra Hıristiyan oldu. Bu süreçte tabi ki önce tepki gördü. Bir kısım halk kabul etti. Fakat daha sonra mahkeme İsa Peygamberi yargıladı. Çarmıha gerdi. Defin işlemi gerçekleşti. Fakat bir gün sonra göğe yükseldi. Bu diriliştir. Bu dönemde biz de 40 günlük bir perhiz dönemi vardır. Bu da Paskalya dönemidir.”

Paskalya döneminde neler yapılır?
Yeniköy Panaiya Kilisesi’ndeki Paskalya dönemini Jülide Ergüder bir yazısında şöyle anlatıyor; Ziyaretçilerin hepsinin yüzü gülüyor. Ellerinde kocaman mumları, yanar vaziyette, gece yarısı coşkusunu bekliyorlar. Tüm ilahiler okunduktan sonra Herkesin ağzından, “Hristos Anesti” haykırışı duyulur. Ve bu sesleniş defalarca tekrarlanır. Evet, inançlarına göre İsa Peygamber dirilmiş ve göğe yükselmiştir. Herkes birbirine sarılır ve dirilişin coşkusu paylaşılır. Ayinden sonra kilisenin bahçesinde koyu sohbet başlar. Sıcak çay, kahve, meşrubat ve şarap masalarından sürekli ikram yapılır. Günler öncesinden şirin paketlerde zengin bir kumanya hazırlanmış: kocaman bir paskalya çöreği dilimi, salam, peynir, kırmızı paskalya yumurtaları ve hattâ çikolata!... Kırmızıya boyanmış yumurtalar tokuşturulur.  Ve coşkulu bir Paskalya daha sona eriyor.

Mezar taşlarında ölüm tarihleri yok
Yeniköy’de bulunan Rum mezarlığına gittiğinizde son dönemdeki hayatını kaybedenlerin mezar taşlarında ölüm tarihlerine rastlayamazsınız. Bunu Laki Vingas duygulu ses tonuyla şöyle anlatıyor; “Yaşlı ve yalnız yaşayan birçok Rum var. Kimseleri olmadığı için, onlar ölmeden önce mezar taşlarını kendileri hazırlatmışlar. Bu yüzden doğum tarihleri var ancak ölüm tarihleri boş bırakılmış”

Bu haber toplam 1161 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

1 Yorum