Sarıyer Manşet Gazetesi: METAMORFOZ! METAMORFOZ! ================================================================================ irfankaban on 26 July, 2010 08:47:00 Bakmakta olduğu araştırma raporlarının o bölümüne geldiğinde neredeyse küçük dilini yutacaktı. Olmaz! diye bağırdı: Mutlak bir yanlışlık olmalı. Ardından araştırıda görevli ne kadar çalışan varsa tamamını bizzat sorguladı. Hepsi de raporda belirtilen bilgileri söz birliği etmişçesine doğruladılar. Aksayan bir şey var diye geçirdi: Ama ne? Şimdi yeni bir ekip hazırlayıp sil baştan gözlemletmeli, yoksa bilim çevreleri canımıza okur. Onların diline düşmektense paraya ve zamana kıymak yeğdir. Kesin gözlemler istiyorum dedi. İki kere iki dört eder kadar kesin. Aldıkları görevi titizlikle yerine getiren yeni ekip hazırladıkları raporu ilettiler. La havle dedi. Gerisini getirmeden heyecanla yerinden kalktı. Olacak iş değil, bir yaşıma daha bastım diye kendi kendisine söylendi. Aldığı her iki rapora göre, erkek wrasse balık nüfusunun tamamı yetişkin, tamamı yaşlıydı. Bebeklik ve ergenlik öncesi dönemlerinden hiçbir haber, hiçbir belirti yoktu. Gözlemler de noksan değildi, üstelik yeni ekiple bir kere daha test edilmişti. Şimdi şaşkınlığı, yerini yeni bir keşfe bırakmak üzereydi. Evet, gerçek apaçık önünde duruyordu: Bu mavi kafalı erkek wrasse balıkları mercan kayalıklarındaki gençlik yıllarını “dişi” olarak geçiriyorlardı. Irkları böyleydi. Çubuklu, çamur sarısı renkteki balıklar, civciv sarısı bir dişilik evresinden sonra kral mavisi erkekliğe dönüşüyorlardı. Maval değildi. İşin gerçeği tam da böyleydi… *** Gelelim biz, bizim meselemize: Kral mavisi erkekliğe dönüşmüş ama aslında evvelinden türü için üretken olan insanlar da var mıdır? Evet, maalesef vardır. Mesela onlar önce solcu olup, sonra ermeyi tercih edenlerdir. Çokça da, sonradan paranın cazibesini keşfedenlerdir. Paranın cazibesiyle türlerine sırt çevirenlerdir. İstemem yan cebime koy diyenlerle, sabırsızlıkla cebini hazırlamış, sıranın bir an önce kendisine gelmesini bekleyenlerdir. Rahatsız edilmekten hiç haz almazlar, bu yüzdendir, eskiden çok yakından tanıdıklarını şimdi asla çıkaramazlar. Maksatları aslında kötü değildir. Ama yine de “ele verip talkımı kendileri götürür salkımı” gibi bir eğilim içindedirler. Emek en yüce değerdir derler, demesine de, emeği iyi pusu kurmak, ihale kapılarında çabalamak sanırlar. Hele ayaklarına basmaya görün, emziği ağzından alınmış bebekten beter viyaklarlar. Kim mi bunlar? Görüyorsunuz, görüyorsunuz da, hani o gözümle görsem inanmam denilen abes sözden olacak; bunlar, o sözün etkisiyle bir türlü öyledir diye konduramadıklarınız… Öyle mi acaba?