Yağcılık bir hastalıktır, üstelik de bulaşıcıdır

Yağ; hidrojen, karbon ve oksijenden oluşur. Bizim bahsettiğimiz yağcılığın oluşması için ise üç temel şeye gereksinim vardır: Hidrojenin “H”’si ile başlayan Hafiflik, Karbonun “K”’sı ile başlayan Kabullenirlik, Oksijenin “O”’su ile başlayan Oportünistlik… Tabi bu üçünün değişik dizilim biçimleri karşımıza değişik yağcılık biçimleri çıkarırlar.

                                                        ***
Yağ deyince doymuşu var, doymamışı var. Kimyasal yanı bir yana, burada da doymuş yağcılar en tehlikeli yağcılardır.
                                                        ***

Doymuş yağcılar niye en tehlikeli yağcılardır? Çünkü, kurumlarda yüksek kolesterolün oluşmasına sebep teşkil ediyorlar. Aslına bakarsanız kortizon ve seks hormonu yağların eseridir. Yağcıların da böyle bir fonksiyonu var mıdır? Varsa bile (ki bu olasılık oldukça yüksektir) yine de kan damarlarının tıkanmasına sebep oluşturduklarında halk arasında damar sertliği denilen, konumuza transfer ettiğimizde ise amir sertleşmesi diyebileceğimiz bir hastalık ortaya çıkarırlar. Yani, eğer amir sertleşiyorsa sebebini öyle başka yerlerde aramaya gerek yok, nedeni: Doymuş yağcılardır.

                                                        ***
Özetlersek: Yağcılık bir hastalıktır. O öyle bir hastalıktır ki,aynı zamanda amir sertleşmesi hastalığının da nedenidir.
                                                        ***

Şimdilerde yağcılığın bir meslek olduğunu söyleyenler de var. Efendim şöyle oluyormuş: Allah, Allah! Bu adamın burada ne işi var? Mesleği nedir ki? Diye bir soruyla karşılaşıldığında hemen yanıtlanıyormuş: O, bir Yağcıdır… Bizde öteden beri meslek bölümleri doldurulurken genellikle serbest yazılırdı. Serbest!

Yerini yağcılık mı alacak ne?

                                                       
***

Bir bilmece vardı. Hatırlarsınız. “Çoban ara sıra görür, Şoförler sık-sık görür, Tanrı hiç görmez” bilin bakalım nedir diye… Kimileri bu bilmece sorulduğunda hiddetlenir, kızar,  yanıtını öğrendiklerinde ise, kızgınlıklarının sebepsiz olduğunu anlarlardı. Yanıtı mı? Yanıtı meslektaş… Hiç Tanrının meslektaşı olur mu?
                                                       
***
 
Ama şu işe bakın! İki yağcı yan yana geliyor: “Nasılsın meslektaş?”, “Sorma yahu işler pek bir kesat”, “Deme ya! Demek seninki de öyle… Bu bizim piyasaya bugünlerde ne oluyor? Vallah anlamadım gitti.” “Kriz kardeşim, bu kriz teğet falan geçmedi.” “Geçmedi, geçmedi…”

Ulan şu krizin yaptığına bak! Soytarıların bile mesleği ile oynuyor…
                                                        ***
Bir de üçüncü köprü için yağcılık yapanlar var. Hani şu Garipçe-Poyraz arasına yapılacağı açıklanan köprüye… Aklıma bir söz geliyor. Tanıdık bildik bir söz. Montesguieu’nun sözü:

“Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar.”

Tövbe-tövbe! Neredeyse insanın iyi ki kriz var diyesi geliyor… İyi mi?

Yorumlar (0 Yorum):

Yorum Gönder comment
Add to Technorati
Etiketler
Bu haberde etiket yok
Bu haberi degerlendir
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0.3