Sarıyer Manşet Gazetesi: Uyan ey gözlerim uyan... Uyan ey gözlerim uyan... ================================================================================ cemalbeskardes on 29 March, 2010 05:25:00 Ahmet Özhan’ın seslendirdiği bir ilâhinin ilk dizelerini hatırlıyorum: “Uyan ey gözlerim uyan/Uyan uykusu çok gözlerim uyan…” Ülkemizde yolsuzluğun ve yoksulluğun boyutları birbirine paralel bir şekilde gelişiyor… Baş döndüren bir hızla değişmekte olan Ülkemizin yapay ve gerçek gündemini izlerken zorlanıyoruz… Ülkemizde bakanlar hazineye ait orman arazilerini gasp edip üzerine kaçak villalar inşa ettiler mi? Yakınları için özel vergi afları ve ithalat kolaylıkları sağladılar mı? Cumhuriyet Dönemi kazanımları KİT’lerimiz ekonomik değerlerinin altında haraç mezat satıldı mı? Belediye ihaleleri ve satın almaları nasıl yapılıyor? Yapı ruhsat ve kullanma izinleri nasıl veriliyor? Soruyorum siz okurlarıma: Şayet bir ülkede veya bölgede, örneğin bir bakanlıkta veya belediye başkanlığında, yolsuzluklar yapılıyorsa, bunların sorumluluğu kimlere aittir? Daha açık bir biçimde soralım:Yolsuzluk yapmaya eğilimi olan yöneticileri hak etmedikleri yere getiren, gasp edilen kamu mallarına ve kamusal değerlerine sahip çıkamayan, kendi haklarını koruyamayan ve hesap soramayan halk bu yolsuzluklardan sorumlu değil midir? Demokrasi ile yönetilen bir ülkede ve bölgede yurttaşların sorumlulukları bütün bunları kapsar mı? Konu geliyor halk ya da yurttaş olmanın tanımlamasına dayanıyor. Bir birlik içerisinde yönetimlerin aldıkları kararlardan etkilenen kişileri halk ve karara katılanları yurttaş olarak adlandıracak olursak şu temel demokratik kimliği belirleyebiliriz: Halka dahil olan herkes yurttaştır ve hiç kimse halka dahil olmadan yurttaş olamaz. Antik Yunan’ın filozofu Aristoteles’ten beri biliyoruz ki, demokratik yoldan alınan kararlar örgütsel bir yapılanma içerisinde alınmalıdır. Örgütsel birlik olmadan demokrasi de olmaz, olamaz… Bu düşünce sistemi içinde kalalım ve Belediye Meclisi kararlarını, Kent Konseyi çalışmalarını, yerel medyamızı, Sarıyer Basın Birliği’nin çalışmalarını hep birlikte yakından izleyelim. Gündemi arkadan takip edenlerden ve geç haber alanlardan olmayalım. Örgütlü toplum olalım ve en azından yerel gündemimizi birlikte belirlemeye çalışalım. Hükümetin, Belediyenin, Kent Konseyinin, mahalle ve semt derneklerinin gündemlerinde de, kararlarında biz var olalım, kentli yurttaşlar olalım. Uyanık olalım ki dışarıda kalmayalım, dışlanmayalım…