SARIYER’İN MARKALARINDAN TURİZM MASTER PLANINA...

1940’lı yıllarda Yeniköy-Sarıyer’de gözlerini dünyaya açmış şanslı bir kişi olduğumdan, bütün kış boyunca yazları iple çeker, denizde yaşamayı, dalyanları ve dondurmayı özlerdim. Gençlik yıllarımın Boğaz’ındaki yaşama keyfinin ve lezzetlerinin 3 D’sini bu üç öge oldukça iyi tanımlardı.

 

Yemyeşil bir bitki örtüsüyle kuşatılmış masmavi, pırıl pırıl bir denizde sabahtan akşama dek adeta bir balık gibi yaşamak.Onlarca çeşit balıkların yakalandığı dalyanları günün ilk ışıklarında gözlemlemek, kayıklarda oynaya oynaya sunulan balıklarla beslenmek.Yeniköy’de Zeynel’in, Tarabya’da Veli’nin dondurmalarını dilinin üzerinde kaydıra kaydıra tadabilmek

daima hayallerimi süslerdi.

 

Yamaçlarda oturan mahalle sakinleriyle yalılarda oturanlar aynı sahilleri dostça paylaşırlardı. Belirli mevkilerdeki yalıların aralarında bulunan tulumbacı (yangın) aralıklarından (yani denize açılan sokaklardan), halk plajı (veya fukara plajı) diye adlandırılan boş arsalardan denize girilirdi, sandallara binilirdi. Yalı sahipleri cadde tarafındaki duvarlarını bir metreden fazla yükseltemezler, gelip geçen halkın deniz manzarasını kapatamazlardı. Oysa son yıllarda, örneğin Yeniköy’deki yalılara baktığımızda, genellile Köybaşı Caddesi boyunca uzanan çoğu yalının bahçe duvarları kale duvarları gibi yükseltilmiş, denize açılan sokaklar halka kapatılmış: Nerede o Tıngıroğlu Plajı ve Tıngıroğlu Sokak (tabelası bile kaldırılmış!), nerede Yalı Sokak (tabelası var ancak tamamen halka kapatılmış!) ? Yalı sahiplerinin halktan bu kadar kopmasını, halka denizi göstermemek için bu kadar çaba göstermesini anlıyamıyorum. Acaba Belediyemiz ve Boğaziçi İmar Müdürlüğümüz kent haklarına yapılan bu saldırıları görmüyor mu?

 

Yeniköy sırtlarındaki bahçelerde yetişen vişnelerden ve yine Yeniköy-Kalender arasındaki bağlarda beslenen ineklerin sütlerinden yapılan Zeynel’in dondurmaları, keza Tarabya yamaçlarındaki ahududulardan (frambuaz) ve çileklerden yapılan Veli’nin dondurmaları günümüze kadar ulaşabildi. Bu dondurmaların malzemeleri elbette başka yörelerden geliyor olsa da bu marka ürünlerimiz günümüze ulaşabilmiş.

 

Emek Kafe’de sabahın ilk saatlerinde yapılan zengin çeşitli bir kahvaltıyla güne başlamak

yaşamımıza renk katıyordu. Yerel seçimlerden önce ruhsatı iptal edilen Emek Kafe’nin tekrar açılması ve yaşatılması için Sayın Şükrü Genç ve Ekibi hayli çaba harcadı, destek verdi ve veriyor. Boğaziçi’nin ve Yeniköy’ün Markası Emek Kafe’nin yakında yenilenmiş olarak açılmasını ve onbinlerce gediklisine hizmet vermeye devam etmesini dört gözle bekliyoruz.

 

Gençliğimizde akşam saatlerinde Yeniköy Börekçisi İsmail Efendi’nin gevrekleri ve halkalarının eşliğinde ikindi çayımızı içerdik Boğaz’ın masmavi sularında beyaz köpükler çıkararak yol alan vapurları temaşa eyleyerek. Kireçburnu Fırını’nın poğaçalarını, Sarıyer Börekçisi’nin damakta dağılan nefis böreğini taam ettikten sonra üzerine Sarıyer Muhallebisi’nden tatmak da ayrı bir keyifti. Çok şükür bu ürünleri biraz farklı lezzetlerde olsalar dahi bugün yerlerinde bulabiliyoruz.

 

Yeniköy’ün, Tarabya’nın, Kireçburnu’nun, Sarıyer’in, Rumelikavağı ve Rumelifeneri’nin balık lokantalarının, restoranlarının tanıtımlarını yeterince yapabiliyor muyuz? Sarıyer’de balık yemenin bir ayrıcalık olduğunu Ülkemize ve dünyaya duyurmak üzere balıkçılık kooperatifleri ve balık lokantaları işletmeleri ortak bir eylem planı geliştirebilirler mi? Bunlara kim öncülük ve önderlik edebilir?

Sarıyer’in markaları Kocataş, Çırçır dahil nice sularını ve kaynaklarını beton bloklardan ve kaçak yapılardan oluşan sitelere, binalara, mahallelere feda ettik. Ormanlarımız, yeşil ve sulak alanlarımız, köylerimiz ve tarımımız dur durak demeden gelişen çarpık yapılaşmayla yok olmanın eşiğinde...

 

Sarıyerliler ve Sarıyer Belediye Başkanlığı yöremizin bu markalarını yaşatmak ve geleceğe taşımak için neler düşünmektedir? Hiç kuşkusuz, Sarıyer’in somut ve soyut tüm kültür varlıklarına sahip çıkmak, bunların Ülkemizde ve dünyada tanınmasını sağlamak, her kökenden gelen tüm Sarıyerlilerin ortak amacı olmalıdır. Bunu sağlayacak turizm tanıtım planları ve projelerini kapsayan bir Sarıyer Turizm Tanıtım Master Planı bir an önce hazırlanmalıdır. SARIYER MANŞET Medya Grubu olarak kapsamlı bir Master Plan’ın hazırlanmasına önayak olmak amacıyla Ekim 2009 ayında bir çalışma başlatıyoruz.

 

Geçen akşam Taksim Meydanı’nda rastgele seçtiğim 10 şık giyimli gence şu 3 soruyu yönelttim:Yaz tatilinizi nerede geçirmek istersiniz? Tatilde hangi lezzetleri tatmak istersiniz?  Dondurma denilince aklınıza hangi marka-çeşitler gelir?

Aldığım cevaplar beni hem şaşırttı hem de doğrusu bayağı üzdü. Varsıl gençlerin neredeyse tamamı Muğla İlinin Bodrum’unu ve İzmir İlinin Çeşme’sini kendilerine tatil yöresi olarak seçmişler. Lezzetlere gelince, Çeşme’nin Kumru’sunu seçen 6 kişi, yalnız Bitez’in ve Maraş’ın dondurmasını ve hatırlayan bu gençler beni derin düşüncelere sevketti.

 

Sarıyer Belediye Başkanlığı’na ve Sarıyer’in kültür mirasına sahip çıkarak değerlerimizi güvenle geleceğe taşımak isteyenlere önemle duyuruyoruz: Sarıyer’in somut olarak tanımlanmış bir kültür ve turizm vizyonunu ortaya koymamız gerekiyor.

Yorumlar (1 Yorum):

Fuat Beskardes -- 03 November, 2009 01:52:13
avatar
Tebrikler,eline ve kalemine sağlık....
Yorum Gönder comment
Lütfen Resimdeki Kodu Giriniz! (Please enter the code you see in the image:)
Add to Technorati
Etiketler
Bu haberde etiket yok
Bu haberi degerlendir
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0.3