Sarıyer Manşet Gazetesi: Sarıyer'de son tango Sarıyer'de son tango ================================================================================ cemalbeskardes on 30 June, 2009 08:53:00 İstanbul Boğazı’nın kuzeyinde, Sarıyer’de bulunan son yeşil alanların, ormanların ve sulak alanların, yani su toplama havzalarının sonunu getirmek üzere, Osmanlı Padişahları’nın ve tarihteki diktatörlerin bile cesaret edemedikleri tarzda bir karar aldı Başbakan: "3. Köprü Boğaz’ın kuzeyine yapılacak!Güzergahını da ben tayin edeceğim!" Halbuki Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken aynı konuda ne diyordu? “1. Köprü’nün Boğaziçi’nde, 2. Köprü’nün su havzaları ve ormanlarda yarattığı tahribattan sonra, bu kez kentin yaşam kaynaklarının geri kalanlarını da geri dönülmez biçimde yok edecek 3. Köprü’yü gündeme getirmek İSTANBUL’A İHANETTİR!” Medyada yeniden gündeme getirilen haberlere bakıyoruz: "Ulaştırma Bakanlığı, İstanbul'a inşa edilecek 3. Köprünün merakla beklenen güzergahını belirledi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "Daha önce 6 alternatif vardı. Seçimi yaptık. Bu aşamada tek söyleyebileceğim, yeni köprünün Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri'nin daha kuzeyinde olacağıdır" dedi. Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü üst düzey yönetiminden elde edilen bilgilere göre güzergah için iki seçenek öne çıkıyor. * Beykoz- Tarabya: Bu hattın seçilme olasılığı yüzde 90 olarak gösteriliyor. * Beykoz- Sarıyer: Bu güzergah, 2. en güçlü aday." (29 Haziran 2009) "Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü İstanbul'a yapılacak 3.Köprü için en uygun güzergahın Tarabya-Beykoz olduğuna karar verdi. Başbakan'ın onayına sunulan güzergaha yapılacak yeni köprünün 2 katlı ve trenlerin de geçeceği şekilde yapılması öngörülüyor." (3 Eylül 2008) Köprülü Boğaz geçişlerinin ulaşıma katkı sağlamayacağını, tam tersine trafiği içinden çıkılmaz hale getireceğini sivil toplumumuzda saptadık. Geniş bir tabana yayılan uzman topluluğu ve üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirilen bilimsel çalışmalarda 3.Köprü’nün Kentin ulaşım sorunlarına çözüm olamıyacağı çok açık hesaplamalarla ve geçmişten çıkarılan derslerle ortaya konuluyor. Başbakan da 1996 yılında İBB Başkanı iken, 3. Köprü projelerinin siyasal ve rant amaçlı olduğunu söylemişti. Başbakan olduktan sonra yasalara, hukuka, şehircilik ilkelerine aykırı olmasına rağmen bu projeyi gerçekleştirmek için çalışıyor. Buna bir Sarıyerli ve bir İstanbullu olarak Başbakan’ın* SARIYER’de (elbette Beykoz’da da) son tangosu *diyorum. Sarıyer’in sonunu getirecek bir ölüm dansıdır bu... Boğaz Köprüsü toplutaşıma mıdır? İmkan var mı böyle bir şeye? Boğaz Köprüsü özel taşımadır. Arabaların 82'si özel araç ise toplu taşıma değildir. Bu köprü özel araç geçiriyor. İnsan geçirmiyor. Geri kalan kısım ise sadece %8'dir. Ve siz 3.Köprüyü yaptığınız anda bu insanları yine özel araçlara teşvik edecektir. Hemen arkasından 4.-5. köprü gelmek zorunda kalacaktır ve bu da çıkmaz yol olur. Diyelim ki köprüleri daha ucuz buldular ve köprü yapımında ısrar ettiler. Peki bu köprülerden geçen arabaları İstanbul'un hangi sokakları, hangi arterleri taşıyabilir. Bu mümkün değil. Sonunda bataklık olur. Lastik tekerlekli araçlar ile Boğaz'ı geçmek maalesef akıl dışı bir çözümdür. Lüks değil bir aptallıktır. Erdoğan “cinayettir-ihanettir” demişti ve çok haklıydı. Ama şimdi de sözüne sadık kalsın. Doğru, resmen cinayettir. Dolayısı ile 3. Boğaz Köprüsünü yapmak akılcı bir çözüm değildir. Kaldı ki yeni yapılacak çevre yolları ile kuzeydeki bütün yeşil alanları da parçalayacaktır. Çünkü yerleşimi oraya doğru çekecektir ve bütün yeşil alanlar mahvolacaktır. İstenmeyen şehirleşme yaşanacaktır. Şehrin sağlıklı gelişmesini engelleyici bir unsurdur. Kesinlikle çözüm değildir. Aptal bir yatırımdan başka bir şey değildir. Aslında biz yabancıların bizi dolduruşa getirmesinden dolayı böyle aptalca yatırımlar yapıyoruz. 3.Köprü ulaşım sorununu çözmez. Keşke çözse ama maalesef çözmez. Bunu yapanlar da çok iyi biliyor. 3.Köprüye harcanacak 3 milyar dolar para ile 100 km metro yapılır. Köprü yerine metro ve raylı toplutaşıma sistemleri yapılmalı. Şehrin ana merkezleri bile metro ile bağlı değil. Burası nasıl bir dünya kenti olabilir ki metro ağları kenti bir baştan bir başa, enine boyuna bağlamadan? Beşiktaş-Taksim arasında veya Üsküdar-Kadıköy arasında metro yok ne köprüsünden bahsediyorlar anlamak mümkün değil. En büyük ilçe diye övündüğümüz bir çok ilçenin merkezinde hala metro yok. Aslında, yeni bir bölgede böyle bir ana arterin ulaşıma açılması; bu bölgeye yoğun bir yapılaşmanın da geleceğine işaretir. Üçüncü Boğaz Köprüsü ve bağlantı yollarında oluşabilecek yapılaşmanın çevreye zarar vereceğini, geçmişteki yanlış planlamalara, daha doğrusu, planlamanın düzenli bir şekilde yapılmamasına bakarak, bugünden açıkça belirtiyoruz. Üçüncü Boğaz Köprüsü ile birlikte çevreye karşı bir cinayet işlenmiş olacaktır. İstanbul'un formunu, sosyolojisini asıl değiştiren Boğaz Köprüleri ve çevre yolları oldu. İstanbul şehrinin karakteristiğini oluşturan önemli 2 ilke söz konusudur: 1. İstanbul'a hayat veren ormanlar, içme suyu kaynakları, tarım alanları kuzeydedir. Bu nedenle şehrin kuzeye değil, doğu-batı istikametinde gelişmesi 2. Arazi kullanımının bölgesel ve fonksiyonel planlamalar ile Boğaz geçişlerini en aza indirecek şekilde düzenlenmesi (Bunun için her iki yakada nüfus ve istihdam dengelerinin kurulması) Yazık ki, yanlış politikalarla şehir kuzeye büyümeye başlamıştır. Korunması gereken “Boğaziçi” kimliği, imara açılan Boğaz Köprülerinin çevresindeki çarpık yapılaşma ile kaybedilmektedir. 1973 yılında trafiğe açılan 1. köprü; Mecidiyeköy-Maslak, Bağlarbaşı- Çamlıca hattını tahrip etmiştir. 1988'de hizmete giren 2.köprü ve TEM-2 yolları, Ömerli, Büyük Çekmece Gölü, Elmalı Barajı, İstanbul'un fethinden beri korunan, kuzeydeki yaşam kaynaklarını tahrip etmiş, sanayileşmeye yol açmıştır. Sultanbeyli, Samandıra kimlik değiştirerek nüfus patlamasına ve çarpık yerleşmeye sahne olmuştur. Oysa her 2 köprünün de yapılma amacı şehirlerarası trafiği şehrin dışına atmak idi. Buna bağlı olarak, İstanbul'un ana planı da kısa vadeli kararlarla, kapsamlı düşünülmeksizin sık sık değiştirilerek, gökdelenlere kurban edilmiştir. Büyükdere Caddesi-Maslak hattı üzerinde adeta trafiğin iyice tıkanması için ne mümkünse yapılmıştır. Ak Merkez, Metro City, Cevahir, Profilo, Kanyon gibi toplu alışveriş merkezleri aşırı bir hareketlilik getirmiş, trafik çekilmez hale gelmiştir. Yapı Kredi, İş Bankası, Sabancı Kuleleri, Tatlıcı Blokları, Karayolları… Oteller, tekstil, ilaç üretimi, İTÜ kampusu… Derken, Dubai Kuleleri… Hangi yollar, hangi otoparklar bu yoğunluğu taşıyacak? Bu gereği görmek için uzman olmaya gerek var mı? Şimdi, Boğaz'dan köprülü karayolu geçişlerinin taşıma kapasitesine ve ihtiyaca bakalım. 2006 yılında günde iki köprüden ortalama gidiş / dönüş geçen kişi sayısı 900.000. Demek ki, günde 450.000 kişi köprüleri kullanıyor. İstanbul nüfusunun %5'i! Tüm bunlara karşılık iki köprüden geçen araç sayısı yılda yaklaşık 130 milyon. İhtiyaç artış hızı ise %6. Bu durumda 2020'de geçiş ihtiyacı 320 milyona ulaşacak (2). Peki bu sayı ne anlama geliyor? 3 köprü daha… Daha köprü… Köprü ne anlama geliyor? Yol, yol, yol… Bu da, kuzeye İstanbul'un ciğerlerine doğru gelişim… Bir Sarıyerli olarak tüm İstanbulluları ve tüm yurttaşları, 3. Boğaz Köprüsü projesini başlatmamak ve Ülke gündeminden düşürmek, bunun yerine akılcı kara toplutaşımacılık ile eşgüdümlü vapurlarla yapılan deniz toplutaşım projelerinin uygulamaya geçirilmesi için eyleme çağırıyorum. Hem de artık hiç vakit geçirmeden.