Sarıyer Manşet Gazetesi: Tabancayla gelen huzur Tabancayla gelen huzur ================================================================================ cemalbeskardes on 15 April, 2009 04:52:00 Yazılı medyada son günlerde bireysel silahlarla insanların yaşamına son verildiği haberleri giderek daha sık yer alıyor. Yerel seçim sürecinden bu yana Hükümetin Başı da söylemlerindeki şiddet dozunu arttırdıkça arttırıyor. Toplumun kendisine yandaş olanların dışındaki kesimlerine yüklendikçe yükleniyor, ağır sözlerini kendisine muhalif olanların beyinlerine adeta kurşun gibi sıkıyor... Aslına bakarsanız, giderek derinleşen ekonomik durgunluk ve kriz nedeniyle toplum hayli gergin durumda olduğundan Hükümet’ten gelen bu tehditkar mesajlar toplumun ruhsal dengesine derin olumsuz etkiler yapıyor. Toplumumuzda sağduyu ve huzura belki her dönemdekinden daha fazla gereksinimimiz olduğu kesin. Ülkedeki manzara-i umumiyeye baktığımızda, patlamaya hazır bir cephanelik gibi önümüzde duran bir toplum yapımız var. Bu nedenle halkımızda, askeri, sivili, işvereni, emekçisi, emeklisi, Batılısı, Doğulusu, her çeşit etnik ve dini kökenlisiyle birlikte, Ülkenin sorunlarına çözümler üretecek, fakat en başta huzur ve güven verecek YÖNETİCİLERİ başımızda görme istenci egemen... Hal böyleyken, Ege’deki Turgutlu’dan medyaya yansıyan DHA kaynaklı haber bize önce “şaka” gibi geldi: Adında “huzur” ve “yaşam” sözcüklerinin yanyana geldiği “Huzurlu Yaşamı Destekleme Derneği” (yani yaygın ve yanlış deyimiyle bir ‘sivil toplum kuruluşu’), İlin Valisi’nin, Belediye Başkanı’nın ve Emniyet Müdürü’nün başta olmak üzere, tüm polislerin ve “ruhsatlı silahları” olan halkın katılımına açık, uzun süreli bir “tabancalı atış yarışması” düzenlemiş. Katılım yüksekmiş, hedefi tutturmada başarılı olanlara “tabanca” ödülü verilecekmiş, yarışmanın gelirleri derneğin lokaline malzeme alımında kullanılacakmış...Bu etkinlik, toplumumuzda “huzuru sağlamaktan sorumlu olan” Emniyet Teşkilatımızın 164. kuruluş yılı kutlamaları için düzenlenmiş... 17 yıl kadar önce, yine Ege’deki bir ilimizin Valisinin, bir spor yarışmasında dereceye giren sporculara tabanca ödülü vermesini eleştiren bir yazım Cumhuriyet Gazetesi’nin 2. sayfasında yayımlanmıştı. O günün gazetelerinde çıkan küçük bir haberdi beni böyle bir eleştiri yazısını yazmaya zorlayan... Günümüze geldiğimizde, üstelik toplumsal yaşamda gerginliğin had safhaya çıktığı bir ortamda, toplumsal huzuru sağlamaktan sorumlu olanların başında gelen vali, belediye başkanı ve emniyet müdürlerini, ellerinde silahlarıyla hedefe atış halinde gösteren fotoğrafların gazetelerde yayınlanması ne anlama geliyor? Bu hassas soruma Ülkeyi yönetenlerin en yetkili mercilerinden çok açık ve net yanıtlar bekliyorum... Bizi yönetenlerin cevaplarını beklerken sesli düşünmeye ve sorgulamaya devam ediyorum: -Çocukların bile “Silah Oyuncak Olmaz!” Kampanyası başlatacak kadar sağduyulu davranabildikleri bir toplumsal gerçeği görüyor musunuz (8 Mart 2006 ... Çanakkale’de Cevatpaşa Mahallesi’nde yaşayan 19 çocuk, “Silah Oyuncak Olmaz” kampanyası başlattı...); - Düğünlerde, asker uğurlamalarında, yöresel şenliklerde ve futbol maçlarından sonraki kutlamalarda rastgele kullanılan bireysel silahlardan çıkan “maganda kurşunlarıyla” kaç masum insanımızın yaşamı sona erdi, kaç çocuğumuz sakat kaldı, kaç ocak söndü? Her ne sebepten olursa olsun, her ne gelenek ve göreneğe dayandırılırsa dayandırılsın, bireysel silahların edinilmesinin ve taşınılmasının özendirilmesine Ülkeyi yönetenler son vermedikçe bunların önüne geçilebilir mi? -Diyarbakır’ın Çermik İlçesi’nde Kaymakamlık tarafından Cumhuriyet Savcısı Tamer Soysal’ın “Silahlan-Ma!” başlıklı yazısından yola çıkarak “Silahla Değil; Kalemle, Kitapla” başlıklı bir kompozisyon yarışması başlatılmıştı (27 Eylül 2007). Manisa Valisi Celalettin Güvenç acaba kendisine Çermik Cumhuriyet Savcısı Tamer Soysal’ın düşüncesini örnek alarak, sözde huzura atacağı kurşunu sıkan tabancasıyla kameralara poz vermekten kaçınamaz mıydı? (Cumhuriyet Savcısı Tamer makalesinde, "1- Savaşlar şekil değiştirmiştir, asıl silah bilgidir, bilgi güçtür. 2- “At, Avrat, Silah” yaygın yanlışlardandır. Kültürümüzde böyle bir anlayış hiçbir zaman olmamıştır. 3- Yiğitlik Silahla Olmaz. 4- Herşeyin bir sebebi vardır. Ölümlerin sebebi olmayalım. 5- Güvenlik tesisi silahla ve sayı ile değil; devletine güvenmekle ve eğitim ile olur. Güvenliğin tesisi devletin görevidir" şeklinde beş hususa dikkat çekmişti. ) - Yurt sathında yılda ortalama 3 bin kişi ateşli silahlarla yaşamını kaybediyorsa, toplumuzda yılda yaklaşık 700 kişi hangi namludan çıktığı belli olmayan ve adına “kaza” denilen bir olayda hayatını kaybediyorsa, ülkedeki yanlış bilinen örf ve adetler nedeniyle “ruhsatsız silahların” sayısı ruhsatlı silahların sayısını dörde katlamışsa, Ülkemizde bir “bireysel silahlanma sorunu” vardır. Devletimizi yönetenler bu gerçeği bilmeli ve toplumumuzu buna göre yönetmeli midir? (Umut Vakfı Başkanı Nazire Dedeman, ''Bir silahın kurşunuyla evladını kaybetmiş bir anne olarak biliyorum ve sizlere sesleniyorum; bir insanın yaşamı kadar değerli hiçbir onur, hiçbir şeref, hiçbir töre ve dava yoktur. Bireysel silahlanmaya 'hayır' demek, toplumu oluşturan her bireyin görevi olmalıdır'' diye konuşmuştu 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde.) -Bizi yönetenler Umut Vakfı’nın ve İstanbul Barosu’nun bireysel silahsızlanma için yaptıkları ortak çalışmaları izlemekte midirler? -Herkesin silah taşımasının özendirildiği bir Ülkede bireysel silahlanmanın bir hak ve özgürlük olmaktan çıkarak zorunluluk haline dönüşeceğini yöneticiler göremez mi? Herkesin sokakta silahlı dolaştığı bir Ülkede kendini güvende hissetmenin en kolay yolunun kendisinin de silahlanması olduğu inancı yaygınlaşmaz mı? -Ülkemizi yönetenler kendilerine örnek aldıkları Stratejik Ortak ABD’deki cinayet oranlarına kadar ulaşılmasını mı bekliyorlar Türkiye’de bireysel silahlanmayı özendirirken? Fakat ben bizi yönetenlerin toplumu yönlendirdikleri silahlı bir yaşam tarzını asla benimsemiyorum. Ben silah taşımak isemiyorum. Ben silahlı insanların Ülkesi’nde değil, gerçek barış ve huzurun egemen olduğu, bireysel silahlanmanın en uç noktaya kadar zorlaştırıldığı, özendirilmediği, tabanca ödüllü silahlı atış yarışmalarının düzenlenmediği, valilerin, belediye başkanlarının, emniyet müdürlerinin ellerinde silahlarıyla gazetelerde boy göstermediği BİR LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE YAŞAMAK İSTİYORUM. Benim gibi düşünenler SARIYER MANŞET Gazetemize destek versinler... (www.sariyermanset.com)