1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Hoşgörü Adası: Burgazada
Hoşgörü Adası: Burgazada

Hoşgörü Adası: Burgazada

İş yoğunluğundan kurtulmak ve keyif dolu bir gün geçirmek isteyenlere…

A+A-

İstanbul’un kasvetli havasından sıyrılıp, bir gün ya da birkaç saat her şeyden uzaklaşmak, kafa dinlemek ve biraz da keyif almak istiyorsanız Burgazada’yı tercih edebilirsiniz. Cami, kilise ve cemevi ile hoşgörünün hâkim olduğu, muhteşem doğası ve birbirinden farklı özellikleriyle dikkat çeken Burgazada’da fayton sefasından sonra balık keyfi ile güzel bir gün geçirebilirsiniz.

Kabataş’tan vapura binerek Burgazada’ya doğru yol aldığınızda bütün iş stresinizi geride bırakıyorsunuz. Masmavi sularda süzülerek adalara yaklaştıkça İstanbul trafiğinden biraz daha uzaklaşmanın verdiği rahatlıkla vapurda sizi takip eden martılara simit parçaları atarak yol boyunca yolculuğunuzu daha eğlenceli hale getirebilirsiniz.



Hoşgörü adasına hoş geldiniz
Vapur ilk olarak Kınalıada’ya uğruyor. Ardından 2. durağınız Burgazada. Buraya yaklaştıkça içinizde tam bir hoşgörü hâkim oluyor. Birbirinden güzel değişik çiçekler içerisinden gözünüze çarpan caminin minaresi ve hemen yanı başında aynı şekilde duran kilisenin üzerindeki haç ve adada bulunan Cemevi bir hoşgörünün fotoğrafı olarak gözünüze çarpıyor. Tabiri caizse “Hoşgörü adasına hoş geldiniz” der gibi bir fotoğraf.  En çok hoşgörüye ihtiyacımızın olduğu bu günlerde Burgazada’da birkaç saat geçirmekte fayda var.



Fayton keyfi ile ada turu
Burgazada’da İstanbul trafiğinin sizi yıpratması birkaç saat de olsa geride kalıyor. Vapurdan iner inmez iskelenin hemen önünde duran faytonlarla dolaşmak apayrı bir keyif. Faytonlarla dolaşırken ada sokaklarında evlerin balkonlarından asılan rengârenk çiçeklerin kokusu denizden esen hafif bir esintiyle adeta içinize doluyor. Adayı kaplayan sessizlikten sonra bir ahenk içerisinde kulağınıza gelen nal sesleri ise faytonla yaptığınız ada turunun müziği gibi… Dilerseniz bisiklet kiralayarakta adayı gezebiliyorsunuz…

Sait Faik’in evi biran önce açılmalı
Burgazada’da oturanlarla kısa bir sohbet ediyoruz. Onların da istekleri var tabi ki, Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden biri olan Sait Faik Abasıyanık’ın evi burada. 1939 yılında babasının ölümü üzerine, kışları Şişli’de, yazları Burgazada’da yaşamaya başlayan Sait Faik Abasıyanık yaşamının özellikle son 10 yılını adada geçirdi. Ve ada günlerinden geriye ölümsüz eserlerden oluşan paha biçilmez bir miras bıraktı. Ada sakinleri buradaki Saik Faik’in evinin açılmasını dört gözle bekliyor. Aldığımız bilgilere göre; birçok defa gerekli yerlere yazılar yazılmış ama henüz bir gelişme yok. Bu evin açılması ada turizmi açısından da önemli katkı sunacak. Bir de restoranların önünü kapatan balıkçı motorlarının yerlerinin değişmesi Burgazada’lıların farklı bir isteği…



Sahil Balık’ta balık keyfi
Adayı gezip bol oksijenli bir ortamda hoşça vakit geçirdikten sonra karnımız acıkıyor. Adaya gelmişken balık yemeden dönmek olmaz tabiki. Hemen sahildeki restoranlara doğru ilerliyoruz. Nerede oturalım demeye kalmıyor. Burgazada’nın o güzelliğine göre dekore edilmiş sardunyalarla çevrilmiş şık bir balık restaurant gözümüze çarpıyor. Üzerinde “Sahil Balık’ yazılı olan bu restaurant adanın da en kalabalık mekânı. Herkes nedense burayı tercih etmiş. Durum böyle olunca biz de buraya oturduk. İlgi alaka tam. Fiyatlar da oldukça uygun. Heybeliada manzarası eşliğinde adada balık keyfi yapmak için her şey düşünülmüş. Etrafınızdaki çiçekler sanki insanların verdiği sevgiyle tüm canlılığını koruyor. Menüye baktıkça karar vermek oldukça zor. Oldukça zengin bir menüsü var. Adana Kebap mı istersiniz yoksa balıktan kokoreç mi, ya da kabak çiçeği dolması mı? Tercihte sınır yok. Masmavi bir deniz, muhteşem bir manzara, bol oksijen ve masanıza gelen balıklar, bunların hepsi bir arada olunca Sahil Balık’ta yemek yemenin keyfine varıyorsunuz.



Balık keyfinden sonra adayla ilgili mekânın sahibi Aycan Alp ile kısa bir sohbete giriyoruz. Eski yapısını koruyan Burgazada’yı konuşuyoruz önce. Laf dönüp dolaşıp yediğimiz balıkların ve önümüze gelen mezelerin lezzetine geliyor. Lezzetin sırrını açıklamıyor Aycan Hanım. Mekândan, ürünlerden ve ustalarından bahsediyor sadece. Durum böyle olunca lezzetin sırrı da ortaya çıkıyor zaten.

Saatler ilerledi akşam oldu artık. Zor olsa da Burgazada’yla vedalaşma zamanı geldi. İstanbul’a dönmek için bindiğiniz vapur adadan uzaklaştıkça geçirdiğimiz keyif dolu bir günle birlikte gözümüz arkada kalıyor.

Bu haber toplam 1647 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT