1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Dersimli Diyap Ağa’nın torunu
Dersimli Diyap Ağa’nın torunu

Dersimli Diyap Ağa’nın torunu

Atatürk’ün Dersim’den Milletvekili olarak Ankara’ya çağırdığı Diyap Ağa’nın torunu Veli Yıldırım CHP Sarıyer’den il delegesi oldu.

A+A-

CHP Sarıyer İlçe Başkanı Mehmet Deniz’in listesinden il delegesi olan Veli Yıldırım farklı bir özelliği ile öne çıkıyor. Yıldırım, 1. Dönem Dersim Milletvekili Diyap Ağa olarak bilinen Diyap Yıldırım’ın torunu. Dersim isyanında idam edilen Seyit Rıza’ın da akrabası. Sarıyer’de iki yıl önce CHP’ye üye olarak siyasete atılan Veli Yıldırım, Sarıyer Manşet ’in sorularını yanıtladı. Diyap Ağa’dan, Dersim İsyanı’na, yaşadıkları sürgünden, CHP’deki siyasete dair birçok konuya değinen Yıldırım, sorularımıza çarpıcı cevaplar verdi.

Veli Yıldırım kimdir, sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Ben Diyap Ağa’nın erkek tarafından torununun oğlu oluyorum. Birinci dereceden akrabasıyım. 1948 yılında Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde doğdum. 12 yaşına kadar orda bulundum. Ondan sonra liseyi Elazığ’da bitirip, üniversiteyi Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversite sonrası memuriyet hayatım başladı. İlk memuriyetimde bir iktisadi devlet teşekkülünde müessese müdürlüğü görevinde bulundum. Özelleştirmeden sonra Trakya Üniversitesi’nde öğretim üyesi ve genel sekreter olarak görev yaptım. 2003’te emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleştim. Şuan Zekeriyaköy’de ikamet ediyorum.

Dersim isyanında sürgün yaşadınız mı?
Evet, aile olarak yaşadık. Babam 1923 doğumlu. Annem ve babam Çemişgezek’te yaşıyorlar. 1937-38 yıllarında yaşanan Dersim olayları süreci 1948’e kadar sürdü. 1938’de biz Bursa’ya sürgün ediliyoruz. 10 yıl süreyle orada kalıyoruz. O tarihlerde çıkarılan bir kanunla alınan arazilerin iadesi koşuluyla geri dönüşe müsaade edilince, bizim de çok sayıda köyümüz olduğu için geri dönüş yapıyoruz.



CHP’ye ne zaman ve niye katıldınız?
CHP’ye 2 yıl önce katıldım. Siyasete atılmamın nedeni, ülkenin çok büyük sorunlarının olmasıdır. Milli gelirin paylaşımında büyük adaletsizlikler olduğunu düşünüyorum. Bunun önüne geçmek için bir demokratik mücadele vermek gerektiğine inanıyorum. Devasa boyutlarda bir işsizlik sorunu var. Bunun dışında sağlık, eğitim ve ulaşım sorunları var. Maalesef ülkenin 1950’lerden bu yana devam ede gelen nüfus planlaması ve doğunun kontrol altına alınması gibi sorunları var.

Dersim isyanı ile ilgili CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün açıklamaları oldu. Siz de CHP döneminde bu olayların yaşanmasıyla ilgili bir araştırma yaptınız mı?
Hüseyin Aygün de kendine göre bir takım araştırmalar yaparak, okuduklarıyla beyanlarda bulunuyor. O bölgede o dönemde bütün bölgede olduğu gibi açlıktan kaynaklanan bir hareket var. Dersim İsyanı’nın ırksal olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Bu bir Kürt isyanı değildir. Bu isyan açlık ve sefalete dayalı, yoksulluktan ve cehaletten kaynaklanan bir isyandır. Büyüklerimiz bu şekilde anlatıyor yaşanılanları. Devlet ıslah etmek, kontrol altına almak için müdahalede bulunuyor. Bu müdahalelere bazı aşiretler karşılık veriyor. Devlet çok sert bir şekilde müdahale ederek suçlu ile suçsuzu aynı potaya koyuyor. Ben bundan Atatürk’ün haberi olduğuna kesinlikle inanmıyorum. O bölgenin halkı da Atatürk’ü çok sever. Atatürk’ün ilkelerini ve söylediklerini en çok kabul eden halk Tunceli halkıdır.

Dedeniz Diyap Ağa’yı biraz anlatır mısınız?
Diyap Ağa 1921’den 1924’e kadar milletvekilliği yapmıştır. Bu sürede mecliste Yunanlıların Polatlı’ya kadar gelip Ankara’nın kapılarına dayandığı zaman TBMM Ankara’dadır. Meclisin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması bazı vekiller tarafından önerilir. Hararetli tartışmaların yaşandığı sırada Diyap Ağa söz alarak, ”Bu meclisin Kayseri’ye taşınması halk üzerinde korku ve panik yaratır. Böyle bir şey kesinlikle düşünülemez ve meclis taşınamaz. Ben gerekirse burada ölmeye hazırım” diye bir konuşma yapar. Atatürk’ün Diyap Ağa’ya olan sevgisi de oradan doğar.



Nasıl bir milletvekilliği yapmış sizce?
Diyap Ağa meclisteyken Dersimli iki milletvekili ile birlikte Dersim’de toprak reformu yapılması ve kendi topraklarından da bu reforma katkıda bulunabileceğini ayrıca Ziraat Bankası kanalı ile de köylere parasal destek verilmesini teklif eder. Bu teklif o dönem mecliste uygun görülür kanunlaşmak üzere bekletilir. Fakat bu konu kanunlaşmaz. Bu meclis arşivlerinde tutanaklarla belgelidir. Diyap Ağa’nın sefalet içerisinde geçen o dönemde bile köylerde yaşayan çocukları okutmak için Elazığ’dan parasını kendi karşılayarak, köye hoca getirtip çocuklara eğitim verdirtmiştir. O topraklarda yaşayan çocukların çoğu eski yazı ile okuma ve yazma öğrenmişlerdir o dönemde.

Atatürk Diyap Ağayı nasıl milletvekili olarak Ankara’ya çağırıyor?
Diyap Ağa Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün Erzurum’da bir kongre yaptığını duyar. O kongreden Sivas’a geçeceğini öğrenir. Katkıda bulunmak için yola çıkar ve Sivas’ta Atatürk’e ulaşır. ‘Biz Mustafa Kemal adında bir askerin vatanı kurtarmak için Anadolu’ya geldiğini duyduk. Ben ona ulaşıp onu görmek ve elini tutmak için yola çıktım” der ve Kurtuluş Savaşı’na katkıda bulunacağını ve ne yapması gerektiğini sorar. Aşiretiyle birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılır. O zaman Elazığ’da Ali Galip adında bir vali bulunmaktadır. Atatürk’ün yakalanıp kendisine teslim edilmesi için Tunceli’de aşiretlere para teklif etmiştir. Bu teklifte bulunduğu kişilerden biri de Diyap Ağa’nın kardeşidir. Vali yüklü bir paranın yarısını verir. Kemah Boğazı’nda Atatürk’ün Erzurum’dan Sivas’a gidişi esnasında önünü keser ve konvoyu durdururlar. Etrafı silahlı adamlarla çevrilen Atatürk araçtan iner, vakur bir duruşla sözcüye, “Niçin benim önümü kestiniz. Amacınız beni öldürmek mi? Öyleyse neden duruyorsunuz” der. Diyap Ağa’nın kardeşi de, “Hayır paşam. Size bu parayı vermek için geldik” der. Paranın ne şartlarla geldiğini anlatır ve birlik ve beraberliğin sürmesi için her türlü mücadeleyi göze alarak size getirdik der. Atatürk bu sözlerden çok duygulanır ve Diyap Ağa’nın kardeşine, ”Seni Ankara’ya vekil olarak çağırsam gelir misin” der, o da kendisine “Hayır ben gelemem. Ben bu dağların ağacına, çiçeğine aşığım. Ben buraları terk etmem. Ama kardeşim var Diyap adında. Eğer kabul ederseniz onu size gönderebilirim” diyor. Atatürk kabul ediyor. Diyap Ağa’da daha sonra kardeşinden yaşanılanları duyuyor ve mücadeleye katılıyor.

Dersim isyanı son günlerde de gündeme geldi. Başbakan özür diledi. Başbakan’ın özür dilemesini siz nasıl karşıladınız?
Dersim halkı çok daha ağır bedel ödemiştir. Çoluk-çocuk yaşlı-genç denmeden bir sürü insan o dönem öldürülmüştür. Başbakan’ın özür dilemesi millet adına özür olarak kabul edilemez. Bunun özür olarak kabul edilebilmesi için bunun kanunlaşması gerekir.

O dönem iktidarın CHP’de olmasıyla burada yaşananlar CHP’ye mal ediliyor. Siz Dersimli olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
O tarihte Türkiye’yi temsil eden tek parti var. Bu partinin dışında bir parti olmadığına göre milletin tamamı CHP’li olarak kabul edilir. Bu sürecin sonunda 1946’lı yıllarda çok partili demokratik sistem oluşur. Bu partinin içindeki insanlar diğer partilere gidip parti kurdular. Kalkıp da burada CHP’yi suçlamak bence Atatürk’e yıpratmaya dönük, Atatürk’e zarar verecek bir propaganda olarak nitelendiriyorum. CHP 1950’lerden sonra hiç olmayabilirdi. Ama ne kadar köklü bir parti ki tüm bu süreçlerde iktidar olamamasına rağmen ayakta durabilmiş. CHP devlet kuran bir partidir.

Bu haber toplam 4842 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT