1. YAZARLAR

  2. Vedat ÖZDEMİR

  3. Çok iyisin başkanım!
Vedat ÖZDEMİR

Vedat ÖZDEMİR

Genel Yayın Yönetmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

Çok iyisin başkanım!

A+A-

Çok iyi bir iş adamı olabilirsiniz. Çok iyi bir balıkçı olabilirsiniz. Çok güzel resim yapıyor, ya da şarkı da söyleyebilirsiniz. Çok paranız da olabilir. Yalınız, yatınız da olabilir. Hatta siyasi çıkarları uğruna yanınızda önünü ilikleyip her söylediğinize “Çok iyisin başkanım” deyip sonra arkanızdan dalga geçip iş çeviren ikiyüzlü yalakalarınız da olabilir. Tüm bunların olması iyi bir siyasetçi olduğunuz anlamına gelmez!

Siyaset gerçekten çok farklı bir arena… Yerel ya da genel anlamda iyi bir siyasetçi olmanız için belli özelliklere sahip olmanız lazım. Milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi, ilçe başkanı hiç fark etmez hangi görevi yapıyorsanız onun sorumluluğunu çok iyi bilmeniz lazım.

Mesela bir ilçe başkanıysanız; siyaset yaptığınız yerde halkla bütünleşebilmelisiniz. Küçüldüğünüz kadar büyürsünüz. Öyle kibirli bir şekilde insanlara tepeden bakarak başarılı bir siyasetçi olamazsınız.  Yalıda oturmuşsunuz. Özel yatınızla milletvekillerini gezdirmişsiniz. Boğazın en lüks lokantalarında misafirlerinizi ağırlamışsınız. Halk bunlardan dolayı size oy vermez, tam aksine sizden uzaklaşır ve antipati duyar.

Sen görev aldığın partinin değerleriyle gerçekten yaşıyorsan, halkın sorunlarıyla gerçekten ilgileniyorsan, elini sıktığında o samimiyeti karşındakine veriyorsan, o ağladığında ağlıyor güldüğünde gülebiliyorsan… İşte o zaman halkın gözünde değerin olur. Yoksa yanındaki üç beş yalakanın gazıyla anca kendi egonu tatmin edersin. Bir adım öteye gidemezsin!

Yukarıda yazdıklarımın daha iyi algılanması açısından yaşadığımız bölgeye yani Sarıyer’e indirgeyelim.

Düşünün siz ülke genelindeki yoksulundan, gecekondusundan %50 oy almış bir siyasi partinin Sarıyer ilçe başkanısınız. O zaman Sarıyer’i çok iyi bilmelisiniz. Sarıyer’in demografik yapısını, siyasi dengelerini iyi analiz etmelisiniz. Nasıl bir siyasetle parti teşkilatını bütünleştirebilir ve halkı yanınıza çekeceğinizi iyi bilmelisiniz.

Öncelikle halkın arasına inmelisiniz, ilçe başkanlığının sadece bakan ve milletvekili ağırlama yeri olmadığının farkına varmalısınız.

Sarıyer’in sorunlarına hakim olmalısınız. Hangi mahallenin nasıl bir sorunu var orada yaşayan vatandaştan daha iyi bilmelisiniz.

İşinizi büyük bir istekle yapmalısınız, “İstemiyordum zorla görev verdiler” imajını yıkmalısınız.

Mesela halk yıllardır çatısı akan gecekondusunda tapusunu beklerken, siz ilçe binası için milyarlarca lira verip YALI tutamazsınız.

Mesela kriptocu FETÖ’cülerin sözlerine inanıp yıllarca partiye emek vermiş kişileri, “onun bunun adamı” diye ayrıştırmamalı ve bunu yapanlara fırsat vermemelisiniz.

Bunların dışında örneğin kendinize; “Ben gerçekten ilçe başkanlığında ne kadar başarılıyım?” sorusunu sordunuz mu?

Akşam yalnız kaldığınızda özeleştiri yapıp kendi kendinize bir karne verin.

Mesela şu soruları sorun ve cevaplayın:

Kaç yıldır bu görevdeyim?

Sarıyer’de 10 kişiye sorduğumda kaç kişi beni tanıyor?

Sarıyer’de kaç kişinin problemini çözdüm?

Kaç gecekondunun sorunuyla uğraştım?

Kurumlar üzerinde mesela Boğaziçi İmar Müdürlüğü üzerinde ne kadar etkiliyim?

Elime mikrofon verildiğinde, yerine göre mi yoksa her yerde aynı şeyleri mi konuşuyorum. (Ben konuşurken ilçe yöneticilerim bıyık altından neden gülüyor?)

Makam mı bana değer katıyor yoksa ben mi o makama değer katıyorum?

Rakip olarak karşımda halkla bütünleşmiş bir belediye başkanı varken ben daha iyi olmak için ne yapıyorum?

Sarıyer Spor Kulübü Kafeteryasının dışında hangi mahallelere gidip kahvelerde insanlarla sohbet ettim?

Göreve başladığım günden şimdiye kadar kaç kişi partiye üye oldu ya da ayrıldı?

Yüzüme gülüp arkamdan ileri geri konuşan var mı?

Son söz: Bu soruları yanıtlarken lütfen samimi olun kopya çekmeyin…

Bu yazı toplam 4087 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

11 Yorum